15 Mayıs 2013 Çarşamba

Şehir Dedikleri Tam Bir Istanbul

   Merhaba! Kışı tekrar ağırlayan Bursa'dan herkese merhaba! Umarım ben yazmayalı, sizler de okumayalı herkes ama herkes çok iyidir. Maşallah benim keyfime diyecek yok! Çünkü kısa bir süre önce sevdiklerimle güzel günler geçirdim. İstanbul'da enerji depolayıp Bursa'ya döndüm nihayetinde.
   Bu bomba gibi girişten sonra bu yayının konusunu dile getirmeliyim. Ben bu İstanbul seyahatimde yalnız değildim. Ev arkadaşlarımla güzel bir haftasonunu İstanbul'da geçirdim. Biz evde 3 İstanbullu, 1 Samsunlu, 1 İzmitli olmak üzere 5 kişiyiz.Elif ve Derya'yı güzelliği dillere destan olan şehrimizi gezdirmek, hoş vakit geçirmelerini sağlamak için misafir ettik. Biz İstanbul'un Anadolu yakasında ikamet ediyoruz. Ama bilindiği üzere gezilecek ve görülmesi gereken tarihi mekanlar genelde Avrupa yakasında. Bu yüzden ilk günümüzü Avrupa yakasında geçirme kararı aldık. Erkenden de yola çıktık ki vakit kaybı yaşamayalım. Ama aksilik bu ya vakit kaybının kralını yaşadık. :) 4 mayıs cumartesi günü sis dolayısıyla vapur seferleri iptal edilmişti. Biz de hava durumuna bakmadan dışarı çıkmanın azizliğine uğramış olduk. Sis dolayısıyla deniz yolunu kullanmamız mümkün olmadı. İstanbul'da yaşayanlar bilir, karayolu ile karşıya geçmek tam bir işkencedir. Ama biz çok kararlıydık ve karşıya karayolu ile de olsa geçtik. Normalde deniz yoluyla 20 dakikada ulaşacağımız yere karayoluyla 3 saatte vardık. Bu büyükçe talihsizlik bizi hayli yorsa da Eminönü'ye ayak basar basmaz planlarımızı gerçekleştirmeye koyulduk. Süleymaniye, Sultanahmet, Beyazıt derken eğlene eğlene gezdik. :) Ve son durağımız çoğu İstanbul sakininin bildiğini tahmin ettiğim Mimar Sinan Kafe idi. Orada gezmekten yorulmuş bedenimizi ve gözümüzü dinlendirdik, İstanbul'un eşsiz manzarası ile...


   Ertesi gün ise tek durağımız vardı; güzel Üsküdar. Kızlar, Üsküdar'ın uğrak yeri olan Fethi Paşa Korusu'na bayıldılar. Ağaçların arasından görünen deniz manzarası ve deniz üzerinde süzülen narin Kız Kulesi... Koruyu katederken biraz yorulduk ama yeşili içimize çeke çeke yürüdük yine uzunca. Demem o ki; güzeldi, güzeldik.


   Okuduğunuz bu yazıdan hareketle herkesin mutlu olduğunu düşünseniz de öyle olmadı. Elif İstanbul'dan ''Allahım beni bu şehirden koru!'' dualarıyla ayrıldı. :) Çünkü Elif'in kalabalığa tahammülü yoktur. İstanbul'un mahşer alanı haliyle karşılaşınca da kendini dualarda buldu canıım beniim :) Tabi bu işin şakası. Nispet yapmış gibi olmayayım ama bizler beraberken hep eğlenir,güzel vakit geçiririz. Çünkü bizler best friendiz :) Elhamdülillah onlarla tanıştığım, kaynaştığım, gülüştüğüm ve ağlaştığım her güne! Allah bizleri kötülüklerden, kötü insanlardan ve ayrılıklardan esirgesin. Çünkü birinin eksikliği bile çok belli oluyor.
   İşte böyle; gezdik, gördük, eğlendik. İstanbul'da tavsiye edeceğim tek bir yer olamaz. Ben de size İstanbul'u tavsiye ediyorum. Her giden benim yerime tekrar tekrar gezsin, Mimar Sinan'da bir elma çayı da benim yerime içsin. Mutlu olsun, mutlu etsin. :) Vee hoşça kalsın! Hoşça kalın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder