13 Mart 2013 Çarşamba

Sazım Ve Sözüm

   Herkese merhaba arkadaşlar! Aslında şuan bu yazıyı İstanbul'dan yazmayı çok isterdim. Çünkü annemi ve babamı çok özledim. Fakat yine sabahı sıcak, öğleni ılık, akşamı soğuk Bursa'dan sizleri selamlıyorum. Bu akşam sizlere, hayallerimden biri olan enstrüman çalmaktan bahsedeceğim.
Bilirsiniz herkese göre enstrüman algısı farklıdır. Mesela Derya'ya göre enstrüman ney ve yan flüttür, Feyza için ise keman... Benim için enstrüman; bağlamadır.
   Bir tutkudur bu; enstrüman çalmak. Önce sesi etkilemelidir insanı, ruhuna işlemelidir. Onu duyduğunda bulunduğu yerden göç etmelidir zihni, olmak istediği yere gitmelidir. Mesela ben bağlama sesini duyduğumda, içimin anadolusunda su testileri kırar taze gelinler. Ses yoğunlaştıkça kana kana içerim o suyu. Coştukça coşar sonra duygularım. İçtiğim su gözümde yaş olur bazen. Başımda yağmur yada... Öyle hissederim ki mutluluğu, baktığım her yer baştan aşağı mutlu oluyordur belki. Canlı renkler capcanlı, kırmızı güller kıpkırmızı oluyordur.
   İşte böyle bir tutkudur! Hayat verir, harekete geçirir insanı. Derdine derman, sıkıntısına ferah olur. Arkadaşı, annesi, çocuğu olur bazen. Mesela ilk öğrendiği eser, hasretle beklenen, mutlu bir haber gibidir. Çok çalıştığın sınavın, en güzel sonucudur. Nefesini keser bir tını. Ve sonra diline de gönlüne de pelesenk olur.
   Bu yüzden her insanın bir tutkusu olmalı diye düşünüyorum. Böylece hem zihnini hem ruhunu dinlendirir.
   Sonra o mutluluğu dostlarıyla paylaşmalıdır. Yada ben hemen bir bağlama almalıyım kendime, gecikmeden öğrenmeliyim. Sonra canlarıma bir fasıl düzenlemeliyim. Gönüllerimizi toplamalıyız küçük evimizde.
Ortak türküleri söyletmeliyiz dilimize...
   Ben çalmalıyım, çalmalıyım. Yüreğinizi ferahlatmalıyım. Dert ortağınız olmalıyım. Yüreklerinize hayallerimi tıngırdatmalıyım. Ve hayatınızın en güzel fasılı olmalıyım.
   Bu sözlerimden sonra koşarak müzik aleti satan dükkanlara gitmek istedim. Fakat biraz sabretmeliyim. Gecenin bu saatinde hoş olmaz çünkü. :) Bu hayalimi Allah'ın izniyle gerçekleştirirsem sizlerle de paylaşacağım. O anki mutluluğum bunun iki katı olacakmış gibi geliyor ama göreceğiz. Hayalperest arkadaşınızın mutluluk naralarını duymuş gibi okuyun fakat. :)
   Demem o ki; bir enstrüman da siz alın, hayat versin harekete geçirsin... Bence hiç de fena olmaz.İhtiyaç varsa da, bu tavsiyem şart olsun.
Yada beni dinlemeye gelin, pek yakında!
Yada ilerde, ilerde, ilerde...
Saygılarımla...




12 Mart 2013 Salı

Bu gün

Bu gün yağmurlu günlerin en salısı,
Toprak seni kokuyor.
Bulutların kabalığı üstünde,
Güneşe geçit vermiyor.

Bu gün yağmurlu günlerin en salısı,
Sokak lambaları sana benziyor.
Çatlıyor içime,
Ne oluyor, ne bitiyor, ne istiyor?

Tek bir yer sancıyor, derin...

7 Mart 2013 Perşembe

Bir Cuma Duygusu

   Herkese merhaba! Soğuk bir Bursa akşamında, klavyemi tıkırdatmaya tekrar başladım. Aslında sabah yazmam gereken bu yazıyı şimdi yazmalıyım. Çünkü yoğun olan günlerim artık daha yoğun. Bu yüzden bloğuma pek vakit ayıramaz hale geldim. Fakat unutmuş değilim. O benim her şeyim. :) Her neyse, tarih 8 Mart'ı gösterirken, benim içimde her hafta filizlenen o tarifsiz sevinç kendine yer bulmuş durumda. Çünkü artık günlerden cuma...
   Haftada 7 gün var. Fakat ben, cumayı ayrı bir severim. Nedense bana haftanın en fiyakalı günüymüş gibi gelir. Gün cuma oldu mu, uğraştığım her şey bana ayrı bir zevk verir mesela. Sanki cumaları çayımın şekeri daha iyi gibi, cuma kahvaltısında tüm yumurtalar çift sarılı gibi... Karnım daha güzel doymuş, yağmur daha güzel yağmış gibi... Tadı farklıdır cumanın! Parkta çığlık çığlığa oynayan çocukların sayısı artmış gibidir. İhtiyar amcalar, saçlarını daha bir özenle taramış gibi... Yetimlerin başı daha çok okşanmış, kimsesizlerin bir yurdu, ocağı olmuş gibidir. 
   O gün geldiğinde, insanların kafalarında iyilik halkaları mı bulunur ne? Mendil satan sokak çocukları oyuna mı dalar? Yoksullar doyasıya varlık mı görür? 
   Cuma mübarektir vesselam. Belki de birçok müslümanın, tek cami ziyaretidir. Ezanların sanki daha uzun, daha gür olduğu gündür. Davete icabet günüdür. Ruhların daha temiz, daha huzurlu olduğu gündür. Ve hep böyle kalacaktır.
   Nihayet bu haftanın ''huzurunu'' da selamladık. Rabbim utandırmasın. Davet etsin gidelim. Huzur bulsun kirli kalplerimiz. Bu güzel gün, şimdiden hayırlara vesile olsun. Tadı damağımızda öyle bir kalsın ki, bir daha ki cumayı, hatta her cumayı çölde su gibi isteyelim. Hayat akıp giderken, cumada kitlensin, öyle kalalım.
Saygılarımla, hayırlı cumalar!