29 Aralık 2012 Cumartesi

Anne Yemekleri Güzeldir.

        Merhaba herkese! 2013 yılına girmemize günler kalmışken ben buralardayım. Rabbim herkese yeni yılda sağlık ve mutluluk nasip etsin. Bu yazımın konusu bir mekan keşfi... Yine arkadaşlarımla gurmelik havalarına girerek, adı ''Katık Anne Mutfağı'' olan bir mekana attık kendimizi. Bizler öğrenci milleti olduğumuz için, anne yemeklerini çokça özlüyoruz. Bulvarda gözümüze çarpan bu mekan da, ismiyle olsun mahiyetiyle olsun, bizi içine çekmeyi başardı.


İçeriye girdiğimizde bizleri karşılayan 3 tane, güleryüzlü teyze vardı. Arkalarında ise amerikan tarzı bir mutfak. Aslında ben daha büyük bir yer hayal etmiştim dışarıdan. Ama küçük ve sıcak bir ortam vardı. Evimizi anımsatması hasebiyle artı puanı kaptı tabiki... 
Yemek istediğimiz ev yemeklerini seçtikten sonra üst salona geçtik. Bizden başka kimse yoktu. Rahatça fotoğraf çekebildim. :) 
İlk dikkatimi çeken şeyler, bu sevimli perde oldu. 


Genel olarak göze hitap eden bir mekan olduğu kanısındayız. Bakalım sizin gözünüze de hitap edebilecek mi? Birkaç fotoğrafla bunu ölçebiliriz sanırım.




Fakat, sanırım beklentimizi yüksek tuttuk diye oldu, yemekler pek de matah değildi. Ama vasat da diyemem. Yine de sıcak ve sakin bir ortamda yemek yemek istiyorum diyorsanız, tercih edebileceğiniz bir mekan olarak aklınızın bir köşesinde bulunabilir.
Yukarıda gördüğünüz o dergi köşesi bizim en dikkatimizi çeken ikinci bölümdü tabii. Her türden, eski ve yeni dergi bulup yemekleri beklerken sıkıntınızı giderip, oyalanabileceğiniz, ince fikir gerektiren bir detay olmuş. Mesela Feyza, o dergiler arasında Vogue Türkiye'nin ilk sayısını bulunca yemeği bile unuttu :)
Buradan tekrar o teyzoşların eline sağlık diyorum, bizleri doyurdular. Ve sizlere de beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, hoşçakalın diyorum.
Selametle...







2 Aralık 2012 Pazar

Dilim Döndüğünce...

     Herkese iyi geceler diliyorum. Saat olmuş 02:09 ben blog yazıyorum. Aslında tuhaf bir durum ama böyle olsun bu seferlik. Uyku tutmadı bu gece ben de bloguma sığındım. İlk defa, belli bir konu belirlemediğim bir yayınım olacak. Haydi bismillah...
     Geçtiğimiz günlerde yoğun bir şekilde sınavlara girdim. Aslında bu iyimser bir açıklama oldu. Sınavlar üzerimden tır gibi geçti demek daha özlü bir anlatım olacaktır. Derlerdi de inanmazdım, sınıf atladıkça dersler azalır ama ağırlaşır diye. Gerçekten öyleymiş. 3. sınıfa geldim ama sınavlarımın hiç bu kadar kötü geçtiği bir dönem hatırlamıyorum. Aslında bu bakımdan moralim bozuk bu aralar. Fakat yapım gereği, sınav söz konusu olunca 1-2 gün üzülür geçerim. Pişmanlıklarımdan da hiç ders almam. Yine sınavlarıma son gün çalışırım. Bu özelliğimle kesinlikle övünmüyorum. Lakin inkar da edemem değil mi?
     Böyle üzücü olaylar bazı gerçekleri değiştirmiyor ama. Her daim benim arkamda olan bir ailem var. Ve her an yanımda, etrafımda olan güzel insanlar... Bu his, nasıl anlatmalı bilmiyorum; içten, derinden gelen, tarifsiz bir güveni beraberinde getiren, eksiliği düşünülemeyen bir duygu. Tam aklınızdan geçen şarkının radyoda çalması gibi şaşırtıcı derecede mutlu ediyor beni. Gördüğümde gülümseyip, sarıldığım, şakalaştığım, derdimi açtığım, sesini duymak istediğim herkese çok teşekkür ederim. Onlar olmasa, ben bu güven dolu, beni mutlu eden duyguyu yaşayamazdım. Ve belki ben de, birilerinin bu duyguları yaşamasına vesileyimdir diye düşünmekten kendimi alamıyor, bir de bunun için seviniyorum. Dışarıdan baktığımızda 'ufak şeyler' diyebileceğimiz şeylerden bahsediyorum. Ama bu 'ufak şeyler' aslında öylesine büyük ki... Malesef bazı insanlar bundan yoksun. Bazı insanlar, bencil, vurdum duymaz. Bazı insanlar fesat, içten pazarlıklı. İnsanların mutsuzlukları, bazı insanların mutluluk sebebidir, gördüm böyle şeyler. Bu çok kırıcı ve bir o kadar da yıpratıcı. Ortak özelliğimiz insan olmak, tamam. Ama bazılarının insanlıktan haberi yok. Ve onların aksine, bazı mahçup insanlar var ki, dünya onların hatrına dönüyor, bilemeyiz. Rabbim onları başımızdan eksik etmesin.
     Yani demem o ki; insan olmak yetmiyor yaşamak için. İnsanlıktan haberi olmayan insanlar yaşıyor mu sizce? Bence yaşamıyorlar. Sevgi yaşıyor, şefkat, hoşgörü, merhamet yaşıyor bu dünyada. Bedenleşiyorlar, aramızda dolaşıyorlar. Ağızlarından çıkan her söz, dualaşıyor, göklerde buluşuyor ve dönüyor dünya.
     Bu gece de benim ağzımdan birkaç cümle çıksın istedim. Epey gevezelik ettim sanırım. Ama bir cümleyi yüreğime sakladım. Süpriz olsun, dua olsun o da.
Bursa'dan selamlar, saygılar...

Kübra SOYSAL