5 Ocak 2012 Perşembe

Uykusuzluk

   Uyku ne güzel şey. Fakat uykusuzluk bir türlü yakamı bırakmıyor ki kökünün tadına varayım. Gece'nin 03.04'ünde, gün boyu 3 saatlik uykuyla duran bir insanın çoktan, 'bilmem kaçıncı rüyasını' görmesi gerekmez miydi?  Aslında bu duruma şaşmamak gerek. İnsanın düzeni gece uyumamak üzerine kurulmuşsa bu durumdan şikayetçi olmamalı. Hele gecelerin insanı olmak onun kaderiyse durum içler acısı olabilir.Fakat bir yerde insanın canına tak ediyor. . .
  Salonda arkadaşlarımla otururken gözüme saat ilişti bir anda. Daha sonra da o saatin geçliği. Malum final haftsındayız erken kalkmak ister öğrenci. Fakat uyuyamayınca nasıl kalksın? Bu yüzden ardarda sıraladığım sahte esneme nöbetlerimle vücudumu yatağa gitmeye zorluyorum. Ama bu marifet değil işte yatağıma gittim gitmesine de önemli olan sahiden esnetecek bir uykudur uyku! Ona da, sanki hiç tanışmamışız gibi yabancı gözlerim. Her neyse, sağa dönüyorum olmuyor sola dönüyorum olmuyor.Tekrar sağa dönüyorum koyunlarımı bulayım da sayayım diye, 18. koyundan sonra aklıma, köyde geçirdiğimiz yegane Kurban Bayram'ı geliyor. Sola dönüyorum cama yansıyan araba farlarından hayaletler büyütüp korkutuyorum kendimi. Gerisin geri dönüyorum sohbetin kucağına. Bir gırgır bir şamata almış başını gidiyor. Bir bakıyoruz ki gün doğmuş. geceye ayıp olmasın diye,  ucundan bir parça yakalamak isteyen arkadaşlarımızın yanına gidiveriyoruz. Kıvrılıyoruz yatağa ama... UYUYAMIYORUZ!
   Umarım şimdi uyumak için kıvransamda uyuyamadığımı anlamayanlar anlamıştır. Sonra gece boyu oturup ikindilerde kalkmayı yeğlediğimi düşünen beyinler şimdi de bu halimi düşünüp 'Vah yazık!' desinler bence. Desinler, desinler. Herkese Kurban Bayramlı ve hayaletli geceler diliyorum. oh! :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder