25 Ocak 2012 Çarşamba

Çiğ Köfteli Hoş Geldin Partisi :)

         Bugün 25 Ocak 2012 Çarşamba... Yorgun geçen bir günün ardından, elinde poşetlerle eve gelen babamın gür sesiyle başladı çiğ köfteli hoş geldin partimiz :) Hemen hazırlıklara başladık. Ustabaşı babamdı yardımcı ben. O istedi, malzemeleri ben kattım falan... İş karmaya gelince kolları sıvadım :) Yaklaşık yarım saat kadar yoğurmaya dayanabilen avuçlarım iyi iş çıkarmışa benziyordu.


         Hemen bir tane hazırlayıp usta başına götürdüm :) Ve başarmıştım. Herkes ama herkes toplandı. Sıradan mı? Hayır. Sonuçta çiğ köfte yoğurmuştum.

                                           Veeeee..

                                          Afiyetle...   
                
                                                       Yediiiik :):):):)


      Sonrasında iç geçirdim: 'Keşke bir çiğ köfteci dükkanı açabilsem...' diye. :) Ama kız kardeşime verilmiş, bir ortak restoran sözüm var önce onu tutmalıyım. Düşünmeyin fazla, hayal kurmak bedava :) Hoşçakalın.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Ey Musikişinaslar! Yıkılın!

      Bugün 18 Ocak Çarşamba. Evde büyük bir kasvet mevcut. Çünkü yarın zor bir sınavımız var. Öyle zor ki sadece 2 kredi fakat bizleri 4 kredilik derslerden daha çok kasıyor. Adı: Türk Din Musikisi.
      Bizim fakültede birçok 1.sınıf öğrencisinin korkulu rüyası olan bu dersi alanların sayısı sanırım okulun yarısını bulur. Çünkü genelde öğrenciler bu dersi ilk alışında kalırlar. Mesela geçme notu 60 olur ama sen 58 ile kalırsın!!! Hayat işte... Gerçekten ilgi duymadığımız halde bu dersin seçmeli değil de zorunlu olmasını anlayamıyorum. Ve bunu saçmalıktan başka bir şeyle adlandıramıyorum.
      Mesela şu koca tabloyu istemeye istemeye ezberlemek zorunda olmak korkunç;
                                 
 
     Yada böyle bir şeyi ;
                               
    Aslında bu dersin artık zorunlu olup olmamasını konuşmaya gerek yok. Ama bu yükümlülük altında ezilen öğrenciye bir de hoca vurursa bu dersten hoşlanmama durumu nefrete doğru yol almakta hiç de vakit kaybetmiyor. Bir Allah'ın kulu da demiyor ki : '' Bu öğrenciler zaten zorunlu olduğu için ilgi duymayanlar zorlanıyordur. Şunlara bir güzellik yapayım da kolay sorayım.'' Nerede illet bir soru varsa bulup sınav kağıdına yapıştırıyorlar.
    Bu dersten yana yaralı olan tüm arkadaşlarıma yarın başarılar ve sabırlar diliyorum. Bunu dilerken bile de çok sinirleniyorum! Böyle biline...
 




13 Ocak 2012 Cuma

Beatbox Tutkusu

   Bu aralar gençler arasında beatbox tutkusu almış başını gidiyor. Birçok programda gördüğümüz beatbox gösterileri bana çok ilginç geliyor açıkcası. 40 yıl uğraşsam da yapamayacakmışım gibi. Bence bu gerçek bir yetenek sayılabilir. Bir insan ağzından bu kadar farklı ses çıkarabiliyorsa yeteneklidir. İnternette gezinirken dinlediğim en iyi beatbox ı bulduğumu bilmelisiniz. :) Hemen paylaşıyorum.


   Bu videoyu günde kaç kez izlediğimi sayamadım. Sayamadığım gibi, kendimi izlemekten de alıkoyamadım. Hem görsel yönden çok başarılı hem beatbox ın gerçek örneklerinden bence. Ve hiç bir enstrüman kullanmamış olması insana 'wooouuww!' dedirtecek cinsten. wooouuuww!!! :) Birçok sosyal ağda üyeliği olan Mike Tompkins sanal alemde çok konuşuluyor. Biz de evde konuşacağız çokça :))  Buyrun siz de bakın.

http://www.mike-tompkins.com/
https://twitter.com/#!/Mike_Tompkins
http://www.facebook.com/MikeTompkinsMusic

Yok Böyle Photoshop :)

    Gece kızlarla internette dolaşırken bir photoshop harikası bulduk. Hepimizin o anki surat ifadesinin aynı olmasının nasıl bir tesadüf olduğuna şaşırma durumumuz pek uzun sürmedi. Zira bu fotoğrafı gören dünyanın dört bir yanındaki insanların hepsinin ilk an aynı surat ifadesine sahip oldukları kanaatindeyiz. Haydi herkes bize hak versin :)



    Bu fotoğraftaki çiftle tanışmak için çok şey feda edebiliriz aslında. Çünkü bu insanlar,bu fotoğrafla photoshop tarihinin yapıtaşını oluşturmuşlardır. Gerçekten bizce öyle yani :) Onları can-ı gönülden tebrik edip birgün çaya bekliyoruz. Hayat boyu mutluluklar dilerken çocuklarının birer 'photographer' olması duasını eksik etmiyoruz. :)

5 Ocak 2012 Perşembe

Uykusuzluk

   Uyku ne güzel şey. Fakat uykusuzluk bir türlü yakamı bırakmıyor ki kökünün tadına varayım. Gece'nin 03.04'ünde, gün boyu 3 saatlik uykuyla duran bir insanın çoktan, 'bilmem kaçıncı rüyasını' görmesi gerekmez miydi?  Aslında bu duruma şaşmamak gerek. İnsanın düzeni gece uyumamak üzerine kurulmuşsa bu durumdan şikayetçi olmamalı. Hele gecelerin insanı olmak onun kaderiyse durum içler acısı olabilir.Fakat bir yerde insanın canına tak ediyor. . .
  Salonda arkadaşlarımla otururken gözüme saat ilişti bir anda. Daha sonra da o saatin geçliği. Malum final haftsındayız erken kalkmak ister öğrenci. Fakat uyuyamayınca nasıl kalksın? Bu yüzden ardarda sıraladığım sahte esneme nöbetlerimle vücudumu yatağa gitmeye zorluyorum. Ama bu marifet değil işte yatağıma gittim gitmesine de önemli olan sahiden esnetecek bir uykudur uyku! Ona da, sanki hiç tanışmamışız gibi yabancı gözlerim. Her neyse, sağa dönüyorum olmuyor sola dönüyorum olmuyor.Tekrar sağa dönüyorum koyunlarımı bulayım da sayayım diye, 18. koyundan sonra aklıma, köyde geçirdiğimiz yegane Kurban Bayram'ı geliyor. Sola dönüyorum cama yansıyan araba farlarından hayaletler büyütüp korkutuyorum kendimi. Gerisin geri dönüyorum sohbetin kucağına. Bir gırgır bir şamata almış başını gidiyor. Bir bakıyoruz ki gün doğmuş. geceye ayıp olmasın diye,  ucundan bir parça yakalamak isteyen arkadaşlarımızın yanına gidiveriyoruz. Kıvrılıyoruz yatağa ama... UYUYAMIYORUZ!
   Umarım şimdi uyumak için kıvransamda uyuyamadığımı anlamayanlar anlamıştır. Sonra gece boyu oturup ikindilerde kalkmayı yeğlediğimi düşünen beyinler şimdi de bu halimi düşünüp 'Vah yazık!' desinler bence. Desinler, desinler. Herkese Kurban Bayramlı ve hayaletli geceler diliyorum. oh! :)